5 Mayıs 2015 Salı

Kuskus

İçimdeki öfkeyi kelimelere dökmem lazım. Ya da başka yöntemler bulmam lazım. Karete kursuna mı gitsem.
Neyse. Yaptığım iş itibariyle insanlarla aşırı dozda muhatap olmak zorunda kalıyorum. Ve bu çoğu zaman ruhumu yıpratıcı, nadiren de yapıcı oluyor. Günde 120- 130 insanla ve onların da yakınlarıyla konuşmak, dertlerini dinlemek, derman arayışlarına çare olmaya çalışmak.. Napıyorum ben ya? Deli miyim, hakkaten niye böyle bi meslek seçtim? Bu kadar zorlanacağımı kestirememiştim. Tıbba aşık olmuştum ama insan faktörünü hesaba katmamıştım.
Peki ben niye öfkeleniyorum? Yapılan yanlışlara toleransımın az olması hayatımı hastalar kadar zorlaştırıyor. Keşke 'amaann çok da tın' ya da 'sabret, sabrın sonu selamet' diyip işime devam edebilen bi insan olsaydım. Ama yok, olmuyor.
Ama öfkelenmekte haksız mıyım bi de sen söyle sayın okuyucu. Madde madde yazmaya başlıyorum bak.
-Sırasını beklemeyen hastalar
-Sırasını geçirip, çağrıldığı halde gelmeyen (çünkü 10 tane polikliniğe giriş almış sevgili hastamız), zaten hasta başına 2 dakikanın düştüğü bi sistemde, 10 saniyeni yiyen (ki genelde bu hastalar ardışıktır-sana mal olan süre 10 sn değil 2 dk falan olur-o sürede bir hasta bakarsın, dışardakiler de sıraları gelmediği halde, sırası gelen ama gelmeyen hasta gelmediği için içeri aç kurt gibi yığılmaz)
-Sırası gelmeyen ama hep de ne hikmetse bi acil işi olan, hocam önden bakar mısınız diyip sürekli taciz eden hastalar
-65 yaş üstü, 7 yaş altı, ağır özürlü raporu bulunan hastalar önden alındıklarında (ki öncelikleri var yasal olarak) arıza çıkaran hastalar
-Randevulu sistem --> bunu detaylandırmak istiyorum. Randevulu sistem tam bir felaket. Bu kadar dandik işleyen ve öyle olduğu halde bakanlık için övünç meselesi olan bi sistem var mıdır acep? Bi kere 10 dkda bir randevulu hasta var. Günde 40 tane randevulu hasta girişi yanında promosyon olarak 80-90 fiş alıp gelen hastalar.. Randevu saatinde gelen hasta, 2 saattir dışarıda sıra bekleyen hastalardan önce girdiği için orda bi tartışma oluyor önce. Randevulu hastayı zor bela içeri alıyoruz. Bu sefer de sevgili hastamız çıkmak bilmiyor. Dışarıdaki kalabalığın farkında. Ama o birrr randevulu hasta! Özel hastanede muayene oluyormuş gibi anlat babam anlat.. Hastalar bekliyorlar biraz daha hızlı olsanız hanfendi? Aa ne münasebet benim kapı gibi randevum var... Tabi bu randevulu hastamız kendini o kadar özel hissediyor ki, içeride hasta bakarken 2dk (abartmıyorum gerçekten 2dknın hesabını yapıyorlar) gecikseniz, içerideki hastayı muayene ederken, soyunuk bile olsa, hasta var dışarıda bekleyin demenize aldırış etmeden 'ama benim randevu saatim geçti!' diye yaygarasını da koparır. Randevu kadar başınıza taş düşsün e mi! İstediğiniz doktora muayene olacaksınız şişirmesi var ayrıca. Evet sadece telefonda isteyebiliyorlar. Çünkü çoğu yerde hastaya hoca veya uzman değil asistan bakar! 'Bilmem ne hanım veya bilmem ne bey nerede? Ben onu istiyorum.' Valla ben de senin kara kaşına kara gözüne meraklı değilim, sistem böyle yapçak bişey yok. Asistan bakar, takıldığı yerde hocasına danışır. Bu kadar.
- Sürekli sebep arayan hastalar: 'peki neden olmuş olabilir? Niye, nasıl, neden, niçün?' Bak ablacım, çoğu hastalık idiopatik zaten, çoğunun sebebini biz de bilmiyoruz. Zaten sebep olan birşey varsa biz size söyleriz, şunu yapma şunu yap diye. Oturup sana patofizyoloji dersi mi anlatayım? Kullandığın ilacın bile adını bilmiyorsun, yap dediklerimi yapmıyorsun neyin peşindesin hala? Unutma 2 dakkamız var yalnızca.
-Yukarıda dedim ama gene diyim. Madem sebep arıyorsun, al sana bunlar sebep işte diye sıraladığımızda, bunlara dikkat edeceksin dediğimizde bunları bile yapmayanlar. Madem uygulamayacan, niye soruyon?
-Öğle arasına girmek üzereyken son dakka giriş alıp (veya çıkışta) bi bakar mısınız diyen hastalar. Abi zaten senden önce 80 hasta bakmışım, kan şekerim olmuş 20, sana baksam yıldızlardan başka birşey görmeyecem niye ısrar ediyorsun? Ama bi bakıvercen sadece diyorsun da benim işim zaten bu, bakarak muayene ediyorum. Yani senin o bakmak dediğin eylem - benim için düşünme, analiz etme, tanı koyma, tedaviyi planlama, komplikasyonları gözden geçirme- evrelerinden oluşuyor. Sadece bakmakla olaydı..
-Çalışmayan yazıcı
-Çalışmayan hastane bilgi yönetim sistemi (sözde e reçete yazıyoruz, 1 ileri 3 geri modundayız. Reçete medulaya gidecek diye beklerken, gitmez, ekran donar, sistem kitlenir, reçeteyi elden yazarsın, gitti mi 10 saniye daha :p )
-Muayene ettikten sonra el yıkayamamak, antiseptiklerle idare etmek (bunu da masalara getirip kim koyuyo bilmiyorum, bitince yenisini getiriyorlardı önceden, şimdi kimse sallamıyor. Benimki bitti, yetkilileri aradım ama hala antiseptiğim yok!)
Velhasıl kafa rahat bi insan olsam şu yazdıklarımı önemsemeyebilirim. Ama ben önemsiyorum ve insanların bu kadar anlayışsız, saygısız, kaba olmalarına tahammül edemiyorum. Şuraya kadar yazdıklarım dışında beni öfkelendiren çok daha fazla şey var. Onları da bilahare yazarım artık. Sıkıldım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder